doğum günüm 3 gün sonrayken 3 günlük dünya desem mesela yanlış olur mu? ama zaten çok önceden ölmüştüm ben. gözlerimde yas yok diye ya da güldürdüm diye sizi beni mutlu kabul etmeyiniz. sayın seyirciler ve seda sayan, yapmayın.. boğaziçi köprüsünden saldığım bedenim, içtiğim biraların alnımın çatındaki buğusu geçmeden daha ne kadar dolu ve bir o kadar da boş bir hayat yaşadığımın sürüncemesinde gözlerim ağır gelirken, ve sevmek fiiline olan inancım hala varken ve bir öyle kırılganken bu his, bilmem yarınlar güzel mi? yıldız tilbe çalıyor radyoda anlık. bu hafta ortalama 4,5 saat uyudum. herhangi bir vitaminin sağlayacağı katkıdan daha keskin hüznüm, enerjimi takviyeler kurtaramaz ne yazık ki. acıbadem, güzel ilçe. yusuf? well, not that nice of a person. her şeyden önce şunu bil isterim taksici abi, konuşmuyoruz ama kafalarımızın üzerinde ki baloncuklarda paylaştığımız eveensel kümenin ortak paydasında ırkçılık ilk 10’a girer. ne alaka? inan bende bilmiyorum aluş. hangi efkarlı şarkıda beni bitireceksin taksici abi? kirpiklerim yine tam saha press yapıyor. ihtimaller dehlizinde milyonlarca seçenek içinde yaşadığım muhtemelen en kötüsü değil, en iyisi olmadığı gibi. sevinsemde duygularımın hala var olmasi ruhumun canlılığına bir işaret diye, her şeyi daha da zorlaştırıyor sadece. inan bilmiyorum, daha net bir zaman dilimi; kendimden bu kadar nefret ettiğim. yollar gidiyor bir yerlere, ama tarif o kadar önemli ki; sola, aşağı. bir arkadaşın evi. sonra devam, bilinmeze? yok yahu. baska bir eve. o da arkadaşın. benim? yok ne yazik ki. çok seneler geçti çalıyor radyoda. yaşım 32, henüz ne bir bar taburesi üstünde; ne de babamın öldüğü yaştayım. sadece içerenköy’e doğru e5 üzerinde seyrederken biraz sarhoş, biraz da kırgınım. sadece kendime. belki de kızgın. bitmeyen bir notanın belki bir misranın belki rüyanin belki bir masalın bir satırıyım. biraz yürüsem şu havada ne kadar iyi gelir. soğuk içime şişerdi. az kalsın yolu kaçırıyordum. kaçırdığım ilk an olmazdı. yolu değil yani. genel olarak kaçırıyorum. kahretsin kirpiklerim de çok uzun. biliyor musun ağlayınca daha çok yaş tutuyorlar. kalp kapakçıklarımda da açıklık var; daha çok yas pompalayabiliyor bünyeye. hepsi manyak zaten bunların, beni bul. the time will pass anyways.